Editör: Doç. Dr. Hasan COŞKUN
YAZARLAR:
Prof. Dr. Emine Öztürk, Doç. Dr. Hasan Coşkun Doktor Öğretim Üyesi Metin Doğan, Dr. M. Fatih DEMİRDAĞ, Dr. Öğretim Üyesi Selçuk KIRTEPE, Öğretmen İlker OFLU,Havva TÜRKMEN ZENGİN
Din olgusu, tarihin her döneminde
bireyleri ve toplumları etkileyen en önemli kurumsal yapılardan birisi
olmuştur. Din kavramı zikredilince şüphesiz ilk akla gelen şey Tanrı ve kutsal
olsa gerekir. R.Otto’ya ait “din kutsalın tecrübesidir” ifadesi çok şey anlatmaktadır.
Tarihten günümüze din, toplumun ayakta kalması, istikrar ve işleyişi
konularında çok önemli işlevler üstlenmiştir. Belirli dönemlerde dini kurumlar,
toplumun her alanında yol gösterici olmuştur. Din, kültürün ilkel
basamaklarından başlayarak aile, oymak, kabile, boy ve ulus gibi doğal
birliklerle hep yakın ilişki içinde olmuştur. Geleneksel toplumlarda din,
toplumsal ve bireysel yaşamda çok etkili bir olgudur. Dine ve kutsala işaret
eden fenomenleri, geleneksel toplumlardan, modern
veya postmodern toplumlara kadar tüm toplum tiplerinin yaşantılarında
gözlemlemek mümkündür. Geleneksel toplumda, sosyal hareketliliğin oldukça
sınırlı olduğu, toplumsal organizasyonun kültürel faaliyetlerinin iç içe
geçtiği, kutsalla sıkı ve yakın ilişkiler içerisinde bulunduğu toplumsal yapıda
yaşamın hemen hemen tüm alanları dinin kontrolü altında iken, modern,
postmodern ve çağdaş (Posthümanizm-Transhümanizm) toplumlarda din ve toplum
ilişkisi artık daha karmaşık hale gelmiştir.
Din-toplum etkileşimi karşılıklılık
esasına dayalı ve dinamik karakterlidir.
Sosyolojik anlatımı ile toplum hayatının ayrılmaz bir parçasını
oluşturan din, sosyal bir sistemdir. Bu sistem; inanç, ibadet, cemaat, ahlak,
düşünce, tutum ve davranış gibi unsurlarıyla birey ve toplum yaşamında her
zaman etkili olmuştur. Toplumun dine etkileri söz konusu olduğunda her din bir
toplum içinde doğmuştur diyebiliriz. Her din başlangıçta içinden çıktığı sosyal
çevrenin ve toplumsal kurumların
etkisi altında kalır. Toplum-din etkileşiminden bahsedildiğinde din ile sanat,
hukuk, kültür, eğitim, siyaset, ekonomi vb. sosyal kurumlar ile münasebetlerini
de görmek gerekir. Yaşanan din, toplumunun sahip olduğu töre, gelenek,
görenekler ve baskın kültür yapıların etkisi altında kalır. Her din belirli
toplumsal şartlarda ortaya çıkar ve belli sosyal gruplar tarafından yaşatılır.
Bu dinler arasında farklılaşmalar ve değişimler olabilir. Dinler çeşitli etnik
gruplar vasıtasıyla yeni unsurlar edinirken bir taraftan da değişikliğe
uğrarlar. Bir dinin hitap ettiği toplum, bir inanç, gelenek,
ahlak, düşünce ve kültürel değerlere sahip olduğu için doğal olarak din,
etkileme ve değiştirmeyi hedeflediği toplumun sahip olduğu gelenek, ahlak,
düşünce ve kültürel değerlerden zaman içerisinde etkilenir. Toplum hayatının az farklılaştığı koşullarda rit, mit,
inanç ve ibadetler bariz bir biçimde toplum yapısının izlerini taşırlar. Bir
yandan toplum düzeni vb. kültür alanları dini yapı üzerinde etkilerini
gösterirken; diğer yandan da dinin, toplum yaşayışı ve kültürün diğer alanları
üzerinde etkilerini görmek mümkündür.
Din ve
toplum
etkileşimi
bağlamında
birçok konu üzerinde tartışmalar ilmi ve akademik zeminde devam etmektedir. Bu
konuda çok sayıda soru sorulabilir. Bu sorulara din sosyologlarının verdiği
cevaplar, din ve toplum etkileşiminin boyutlarını ortaya koyacaktır. Bu kitap,
din ve toplum üzerine yapılan araştırmaları konu edinmektedir. Bu esere katkı
sağlayan yazarların hepsine ayrı ayrı teşekkür ederim.
Doç. Dr. Hasan COŞKUN
Tokat–2022